İngilizce Konuşurken Anlamadığınız Bir Şeyi Nasıl Netleştirirsiniz?

Derslerimde öğrencilerimle bir video üzerinde konuşurken az önce ne söylendiğini sorduğumda, bazen içeriği tekrar dinleme ihtiyacı duyabiliyorlar. Bir şeyin tekrar söylenmesini istemekte hiçbir sorun yok. Bir kaydı yeniden dinleyebilir veya karşınızdaki kişiden söylediğini tekrarlamasını rica edebilirsiniz. Ancak asıl üzerinde durmamız gereken nokta, o tekrardan sonra ne yaptığınız.
Söylenen mesajı gerçekten anladınız mı? Kimden ne istendiğini açıkça ifade edebiliyor musunuz? Yoksa konuşma kulağınıza tanıdık geldiği için anladığınızı varsayıp önemli bir ayrıntıyı kaçırdınız mı?
Bu durumları birbirinden ayırmak gerekir. Bir şeyi anladığınızı hissetmek, kendi sözlerinizle anlatabilmek ve belirli bir ayrıntıyı hatırlamak aynı beceriler değildir. Ne söylendiğini aktaramamanızın tek nedeni de anlamamış olmanız değildir; hatırlamakta veya düşüncelerinizi İngilizce ifade etmekte zorlanıyor olabilirsiniz.
Özellikle toplantılarda ya da telefon görüşmelerinde işinize yarayacak çok çok basit bir yöntem var: Belirsiz kalan noktayı sorun, ardından ne anladığınızı teyit edin. Bunun için ezberlenmiş uzun kalıp listelerine ihtiyacınız yok. Hatta verilen örnekleri bire bir uygulamanız bile gerekmez; bu örnekler yöntemenizin ne olması gerektiğiyle ilgili bir fikir vermek için var. Yapmanız gereken şey yöntemi anlayıp sorunu biraz daraltmak.

Neyi Anlamadığınızı Ayırt Etmek
Bazen sesleri net seçemezsiniz. Bazen kelimeyi çok net duyarsınız ama anlamını bilmezsiniz. Bazen de tüm kelimeler tanıdıktır ancak sizden ne istendiği hâlâ tam olarak oturmaz.
Şu dört senaryoyu düşünün:
Bir bölümü duyamadınız: Gün, isim veya sayı konuşmanın arasında kayboldu.
Bir terimi bilmiyorsunuz: Söylenen kısaltmayı ya da sektörel ifadeyi duydunuz ama ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz.
Mesajı çözemiyorsunuz: Kelimeleri anlıyorsunuz fakat konuşan kişinin tam olarak ne talep ettiğinden emin değilsiniz.
Önemli bir ayrıntı belirsiz kaldı: İşin kime devredileceği, ne zaman tamamlanacağı veya önce hangi onayın alınması gerektiği net değil.
Her seferinde sorunu anında teşhis etmek zorunda değilsiniz. Nerede takıldığınızı henüz bilmiyorsanız, öncelikle genel bir tekrar veya farklı bir açıklama isteyebilirsiniz. Ardından sorunu daraltırsınız: Tam olarak hangi bilgi eksik?
İpucu: Konuşurken aradığınız kelimeyi bulmakta zorlanıyorsanız, düşüncelerinizi farklı sözcüklerle anlatmayı ele aldığım paraphrasing (yeniden ifade etme) yazım da işinize yarayabilir. Bu yazıda ise dinleyen taraftayız: Karşımızdaki kişinin söylediklerini nasıl netleştireceğimize odaklanıyoruz.
Tekrar İstemek, Açıklama İstemek ve Anladığınızı Kontrol Etmek
İletişimdeki bir aksaklığı gidermek için kullanılabilecek temel stratejiler şunlardır:
Açıklama istemek,
Kendi anladığını doğrulatmak,
Konuşan taraf olarak karşı tarafın anlayıp anlamadığını teyit etmek.
Burada önemli olan bu kavramların teorik adlarını bilmek değil; hangi durumda ne soracağınızı bilmektir. Bir cümleyi aynen tekrar duymak her sorunu çözmez. Duyduğunuz terimi bilmiyorsanız anlamını, ne yapmanız gerektiğini çıkaramıyorsanız daha açık bir açıklama isteyebilirsiniz.
"So you mean...?" gibi bir ifadeyle anladığınızı teyit edebilmeniz için önce zihninizde bir yorumun oluşması gerekir. Eğer söylenenlerden hiçbir anlam çıkaramadıysanız, öncelikle "Could you put that another way?" diyerek farklı bir şekilde açıklanmasını istemek daha doğru bir yaklaşımdır.

Bir Toplantı Mesajını Adım Adım Netleştirmek
Bir toplantıda şu talimat veriliyor:
Speaker: "Please email the updated price list to Selin, our accountant, by Thursday. Attach the PO. And only send it after the sales team confirms the new rates — if they haven't confirmed by Wednesday noon, tell me first."
Dinleyen kişi günü kaçırıyor, "PO" terimini bilmiyor ve gönderimden önce hangi koşulun sağlanması gerektiğini kontrol etmek istiyor:
Listener: "Sorry, I didn't catch the day — when is it due?"
Speaker: "Thursday."
Listener: "And sorry — what does 'PO' mean here?"
Speaker: "The purchase order — the document to attach."
Listener: "Got it. So just to check: I email the price list to Selin by Thursday with the purchase order attached, only after the sales team confirms the new rates — and if they haven't confirmed by Wednesday noon, I tell you first. Is that right?"
Speaker: "Exactly."
Dinleyici burada yalnızca yeniden dinlemekle kalmıyor; eksik günü ve bilmediği terimi soruyor, ardından yapacağı işi kendi anladığı biçimde özetliyor. Böylece yanlış anladığı bir nokta varsa, konuşan kişiye bunu düzeltme fırsatı vermiş oluyor.
Mesajın Doğru Özeti:
Güncellenmiş fiyat listesi, satın alma siparişi belgesi (purchase order) eklenerek e-posta ile gönderilecek.
Alıcı: Muhasebeci Selin.
Son teslim günü: Perşembe.
Gönderim koşulu: Satış ekibinin yeni fiyatları doğrulamış olması gerekiyor.
Onay gecikirse: Çarşamba öğlene kadar doğrulama gelmezse, e-posta gönderilmeden önce talimatı veren kişiye haber verilecek.
Sadece "Fiyat listesini Selin'e göndereceğim" demek, talimatın kritik bölümlerini göz ardı etmektir. Alıcı doğru olsa bile tarih ve önkoşullar eksik kalır.

Duruma Göre Ne Sorabilirsiniz?
Takıldığınız Nokta: Söylenen bir bölümü duyamadınız.
Kullanabileceğiniz İfade: "Sorry, I didn't catch the deadline — when is it?"
Ardından Neyi Kontrol Edeceksiniz?: Doğru günü geri söyleyin: "Thursday — got it."
Takıldığınız Nokta: Kelimeyi/terimi duydunuz ama anlamını bilmiyorsunuz.
Kullanabileceğiniz İfade: "Sorry, what does 'PO' mean here?"
Ardından Neyi Kontrol Edeceksiniz?: Açıklamayı doğru anladığınızı kontrol edin: "So the PO is the document to attach?"
Takıldığınız Nokta: Kelimeler açık ama mesaj belirsiz.
Kullanabileceğiniz İfade: "Sorry, I'm not sure what you mean — could you put that another way?"
Ardından Neyi Kontrol Edeceksiniz?: Zihninizde oluşan yorumu doğrulatın: "So you mean we should wait?"
Takıldığınız Nokta: Alıcı, tarih veya yapılacak işten emin değilsiniz.
Kullanabileceğiniz İfade: "Just to confirm — it goes to Selin by Thursday, right?"
Ardından Neyi Kontrol Edeceksiniz?: Karşı tarafın onayını veya düzeltmesini dinleyin; son hâlini netleştirin.
Bir isimden emin değilseniz kodlatabilir ("Could you spell that please?"), sayıları ise küçük gruplara ayırarak doğrulayabilirsiniz.
Bir koşul varsa sırayı açıkça belirtin: Önce ne yapılacak, ardından ne gerçekleşecek?
Karşınızdaki kişi aynı hızda konuşmaya devam ediyor veya açıklamasına yeni karmaşık terimler ekliyorsa talebinizi şu şekilde değiştirebilirsiniz:
"Could you say that a bit more slowly?"
"Could you put that another way?"
"Could you drop that in the chat or an email?"
İlk sorun çözüldükten sonra başka bir detayın belirsiz kaldığını fark edebilirsiniz. Gerektiği kadar soru sorabilirsiniz; burada amaç soru sayısını azaltmak değil, mesajı eksiksiz ve doğru anlamaktır.
Bunu Bir Sonraki Dersinizde Nasıl Çalışabilirsiniz?
Şu adımları bir alıştırma olarak uygulayabilirsiniz:
Önce Anladığınızı Not Edin: Kaydı yeniden açmadan önce mesajın ne olduğunu ve sizden ne istendiğini yazın. Emin olmadığınız noktaları da belirtin.
Belirsiz Kalan Noktayı Bulun: Bir sesi mi kaçırdınız, bir terimi mi bilmiyorsunuz, yoksa talimatın kendisi mi muğlak? Henüz ayırt edemiyorsanız genel bir tekrar isteyin.
Sorun veya Yeniden Dinleyin: Bir ses kaydı dinliyorsanız önce metin olmadan dinleyin, ardından konuşma metnine (transcript) bakarak kaçırdığınız bölümü kontrol edin.
Ne Anladığınızı Doğrulayın: Birlikte çalıştığınız kişiye anladığınızı geri söyleyin veya verilen orijinal bilgilerle karşılaştırın.
Farklı Örneklerle İlerleyin: Aynı metni öğrenmiş olmanız, yeni bir görüşmede de aynı başarıyı göstereceğinizi garantilemez. Kişileri, tarihleri ve koşulları değiştirerek pratik yapın.

Yeni Bir Talimatla Kendinizi Deneyin
Aşağıdaki metni (varsa) birinin size okumasını isteyin. Tek başınıza çalışıyorsanız bir kez okuyup kapatın (bunun bir dinleme değil, okuma ve hatırlama çalışması olacağını unutmayın).
Speaker: "Can you book the meeting room for Wednesday morning and send the agenda to Burak by 5 p.m. on Tuesday? Only send the agenda after Merve approves the budget section — if she hasn't approved by Tuesday noon, tell me."
Cevaplara geçmeden önce şu soruları yanıtlayın:
Ne yapacaksınız?
Kime, neyi ve en geç ne zaman göndereceksiniz?
Göndermeden önce ne gerçekleşmeli?
Bu gerçekleşmezse ne yapacaksınız?
Cevaplar:
Toplantı odasını çarşamba sabahı için ayırtacaksınız.
Gündemi Burak'a salı günü en geç saat 17.00'ye kadar göndereceksiniz.
Gündemi göndermeden önce Merve'nin bütçe bölümünü onaylaması gerekmektedir. (Bu koşul oda rezervasyonuna değil, gündemin gönderilmesine aittir.)
Salı öğlene kadar onay gelmezse talimatı veren kişiye haber vereceksiniz; onay almadan gündemi kesinlikle göndermeyeceksiniz.
Kısaca
Kaç kez tekrar istediğinize değil, bu detayları doğru toparlayıp toparlayamadığınıza odaklanın. Tekrar istemek utanılacak bir şey değil, size sorun yaratmaz. Yanlış anlamak ya da anlamamak ise iş hayatınızda çözülmesi çok daha zor sorunlara neden olabilir. Yanlış anladığınız bir yer varsa düzeltmeye bakın. :)
Bu çalışmayı bir sonraki İngilizce dersinize taşıyabilir, sorularınızı gerçek iletişim senaryoları etrafında kurgulayarak derslerden maksimum verim alabilirsiniz.
Tabi bunların hepsini LUSE English Türkiye'nin derslerinde pratik etme şansınız da var. Şuradan ücretsiz bir deneme dersi rezervasyonu yapabilirsiniz:



Yorumlar