top of page

GTA VI'yı Türkçe mi İngilizce mi Oynamalısın?

Yazarın fotoğrafı: Gökhan Çetinyürür
Gökhan Çetinyürür
10 Eyl
5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 5 gün önce

Bu yazı içerik bakımından herkesi ilgilendirmiyor gibi görünüyor olabilir. (lakin ki, öyle değildir). Üzerine konuşacağım video oyunu GTA VI (altı), tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok popüler olduğu için tartışıldığı hemen her ortamda büyük ilgi görüyor. Ülkemizde bu oyunla ilgili hararetli tartışmaların odağında, oyunun Türkçe dil seçeneğinin olup olmayacağı var. Benim bahsedeceğim konu ise bu durumun, İngilizceni geliştirmek isteyen biri açısından taşıdığı anlam.



Grand Theft Auto VI logosu; helikopter, tekne, spor araba, motosiklet, silahlı karakterler ve timsah kolajı.
Kaynak: Rockstar Games


Başlamadan önce cevaplamak istediğim iki soru var. Birincisi; Rockstar Games (oyunun yapımcısı) bu oyuna Türkçe dil seçeneği eklemeli mi? Cevap çok basit: Elbette eklemeli! Çok sevdiği bir içeriğin ana dilini desteklemesini kim istemez? Kaldı ki bu bir marketing sorusu, e ben de müşteriyim. İhtiyacım olmasından bağımsız, aldığım bir ürünün fazladan herhangi bir şey içermesini niye istemeyeyim? Bu arada oyun zaten çok büyük ihtimalle Türkçe olmayacak, fakat bizim konumuz bu değil. İkinci soru şu: Sen bu oyunu Türkçe oynamalı mısın? Burada da cevap ikiye ayrılıyor: İngilizceni geliştirmekle ilgili bir hedefin yoksa, istediğin gibi oyna. Kendi paranla aldığın oyunu nasıl oynayacağını sana söylemek benim işim değil. Fakat İngilizceni geliştirmek istiyorsan, o zaman bu sorunun cevabını detaylı konuşalım.



Türkçe English: Ana Dile Fazla Yaslanmak


Hepimizin bildiği gibi, İngilizce konuşma konusu bizde bir dert. Ben de bir süredir yabancı dile kendi bakışım doğrultusunda bu alanda özel online eğitimler veriyorum. Hatta buradan bir deneme dersi için yer ayırtabilirsin:



Ücretsiz
Deneme Seansı
Yer Ayırt


Bugüne kadar edindiğim tecrübeye dayanarak, İngilizcede gelişimin önündeki en büyük engellerden birinin Türkçeden fazla destek almak olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden Instagram'daki "Reels" çöplüğünden kimse bir şey öğrenemiyor. İçeriklerin tamamı takipçi ve sponsorluk kazanmak üzerine. "Bunu İngilizce nasıl söyleriz, öyle deme böyle de" kalıbında ilerleyen videolardan hiçbir şey öğrenemezsin. Instagram dışında tükettiğimiz içerik de İngilizcedeki gelişimimizi belirliyor. Biraz araştırmalardan bahsedeyim. Bazı Avrupa ülkeleri, TV kanallarında yayınladıkları yabancı içerikleri dublajlamak yerine altyazıyla veriyor. Bu ülkelerden biri olan Hırvatistan, örneğin Türk yapımlarını Türkçe yayınlıyor; bir arkadaşım Türkçeyi böyle öğrendi.


Bunu yapmalarının nedeni insanlara dil öğretmek değil elbette. Zamanında bütçe, okuryazarlık oranı, siyaset gibi birçok nedenden dolayı bu kararı almışlar ve bir daha dönüp bakmamışlar. İşte bu dönüp bakmama hâli, kimsenin planlamadığı bir sonuç doğurmuş: dublaj yerine altyazıyı tercih eden ülkeler, İngilizce yeterlilik ölçümlerinde belirgin şekilde yüksek puan alıyor. Araştırmacılar bu etkiyi dil becerilerine göre ayrıştırdığında ise farkın özellikle dinlediğini anlamada yoğunlaştığı görülüyor.


(Öğrencilerim bilir: ben dil eğitiminde altyazıyla sesin aynı dilde olmasını savunurum. Yine de ana dilde altyazı, dublajdan iyidir.)



Elde tutulan gri uzaktan kumanda, loş bir salonda Netflix yazılı TV’ye doğrultulmuş; arka planda raf ve bitki.
Küçük bir alışkanlık değişikliği, sandığından çok daha faydalı olabilir.


ABD merkezli NBER'in (Ulusal Ekonomik Araştırmalar Bürosu) 2025 tarihli bir çalışması, bu farkı ölçmek için akıllıca bir yöntem ortaya koyuyor: her ülkenin İngilizce yeterliliğini kendi matematik yeterliliğiyle kıyaslamışlar. Mantık şu: bir ülkenin dublaj yapıp yapmaması oradaki çocukların matematik performansını etkilemez; dolayısıyla matematik puanları, ülkeler arasındaki diğer bütün farklar için bir referans çizgisi verir. Vardıkları sonuç şu: matematikte birbirine yakın seyreden ülkeler arasında bile, altyazılı yayın yapanların çocukları yabancı dil ediniminde dublaj yapan ülkelerin çocuklarına göre belirgin biçimde önde.


2016 tarihli başka çalışma, dublaj yapan bir ülkenin eşdeğer bir altyazı ülkesiyle aynı İngilizce düzeyine ulaşması için öğrenci başına eğitim harcamasını GSYH'ye oranla 47,6 puan artırması gerektiğini hesaplıyor (bu oran varsayımsal: altyazının etkisi 22,6 puan, eğitim harcamalarının katsayısı ise 0,5). Yani küçük bir alışkanlık değişikliği, devasa bir eğitim bütçesine bedel. (kaynak: https://www.carloalberto.org/wp-content/uploads/2018/11/no.491.pdf)


Türkiye ise dublaj yapıyor. Bunu değiştiremezsin. Ama kendi ekranındaki dil ayarını değiştirebilirsin — ve araştırmanın söylediği şey aslında tam olarak bu.



Extramural English: Sınıf Dışında İngilizce


Hep daha doğal bir İngilizce konuşmaya çalışıyoruz, değil mi? En azından Instagram'daki İngilizce guruları öyle yapmamız gerektiğini söylüyor. Peki bunu nasıl yapacağız? Kelimeleri tek tek ezberleyerek mi?


Pia Sundqvist adlı dilbilimcinin araştırmaları bizi "Extramural English" kavramıyla tanıştırıyor: sınıfın dışında kalan İngilizce. Ders çalışarak değil, dile maruz kalarak edinilen İngilizce. İsveçli öğrenciler üzerinde yapılan bu araştırmalar, düzenli olarak video oyunu oynayan öğrencilerin kelime dağarcığının hiç oynamayanlara kıyasla belirgin biçimde geniş olduğunu ortaya koyuyor.


Etrafında iyi İngilizce konuştuğunu düşündüğün insanlarla konuş. Instagram'dan İngilizce öğrendiğini söyleyen pek kimse bulamayacaksın. Okuldaki eğitim de çoğu zaman yeterli olmuyor, çünkü İngilizce bir ders değil. Bu durum tüm yabancı dillerde geçerli. "Türkler için İngilizce" diye bir saçmalığın gerçekliği yok. Ana dilin yarattığı bağımlılık yabancı dil öğrenimi konusunda büyük bir engel. Bunun tam tersini pazarlayıp işini yalandan kolaylaştırmaya çalışanlara inanma.



Dizüstü modunda Nintendo Switch tutan bir kişi, renkli oyun görseliyle koltukta oynuyor.
Oyun oynayarak okulda öğrendiğinden daha fazla İngilizce öğrenebilirsin.


Gaming English: GTA VI Gerçekten Fazla mı Zor?


Şimdi, tüm bunların üzerine şu itirazı inceleyelim:


"GTA'daki İngilizce okulda öğrendiğimiz, ya da bir videoda izlediğimiz bir İngilizce gibi değil. Sokak İngilizcesi. Karakterler sürekli, değişik aksan ve ağızlarda konuşuyor. Ayrıca; normal bir video izlerken sadece o videoya odaklanırsınız, fakat oyun oynarken birçok şeyi de aynı anda kontrol etmeniz gerekir. Kültürel referansları kaçırabilirsiniz. Diyalogları durdurup geri sarma şansınız da yoktur."


Bütün bunlar doğru. Hatta İngilizcen gerçekten iyi olsa bile bazı göndermeleri kaçırabilirsin. (Burada ayrı bir sorun daha var: bu göndermeler çevrilmiş olsalar bile anlaşılmayabilir, çünkü bir de açıklama gerektiriyorlar.) Dikkatin dağıldığı için bazı noktaları atlayabilirsin. Ya da seni kovalayan bir helikopterden kan ter içinde kaçarken diyaloglar önceliğin olmayabilir. Ben yine de bunu ne eğlenmenin ne de İngilizceni geliştirmenin önünde bir engel olarak görüyorum. Daha doğrusu, İngilizcen belli bir seviyedeyse — diyelim B1 — yukarıda saydığım noktalar seni durdurmayacak. Maruz kaldığın kaynakla vakit geçirmekten keyif alman, bana kalırsa, o kaynağın seviyene tam olarak oturmasından daha önemli.


Hangimiz seviyelere ayrılmış hikâye kitaplarını okumaktan hoşlanıyor? Ya da yine seviyelere göre sıralanmış İngilizce ders videolarını izlemekten?


Ben bu oyunları oynarken çocuktum yahu. İnternet de yoktu doğru düzgün. O çocuk hâlimle, oyunları anlayabilmek için sözlük karıştırırdım. Şimdi imkânlar çok daha fazla; beklentilerini doğru ayarlarsan olan biteni çok daha rahat anlarsın.


Şöyle bir tablo işine yarayabilir:




Learning English: Oyunu Öğrenmeye Dönüştürmek


Hiçbir öğrenci için tek bir doğru yok; dil öğrenmenin tek bir yolu da yok. Sadece oyun oynamak herkes için yeterli olmayabilir.


Oyun oynarken yaptığımız şeye "tesadüfi öğrenme" deniyor: başka bir şeyle uğraşırken kelimeleri yan ürün olarak toplamak. Ama her karşılaşmanın bıraktığı iz sınırlıdır. Bir kelimeyi herhangi bir ara sahnede bir kez görmek, silik bir iz bırakır.


Kelime edinimi alanının en bilinen isimlerinden dilbilimci Paul Nation, Learning Vocabulary in Another Language (2001/2013) adlı kitabında bunu yıllardır aynı biçimde savunuyor: kasıtlı öğrenme ile tesadüfi öğrenme birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Kasıtlı çalışma, tesadüfi öğrenmeye hazır hâle gelme süreni kısaltır; tesadüfi karşılaşmalar da kasıtlı öğrendiklerini zenginleştirir.


Peki bu karışımı nasıl yapabilirsin? Ekran görüntüsü al mesela. Ya da oynadığın bölümlerin YouTube'daki walkthrough videolarını izle; böylece kaçırdığın bir şey varsa dönüp bakma şansın olur. Hani geri sarma şansın yok demiştik ya — işte tam da o sorunun cevabı.


Zor mu geliyor? Biraz da çaba gösterelim yahu. :)


Gece oto yarışında dil ayarları menüsü; Game/Dialog/Subtitle language English, Show subtitles Yes, hız göstergesi 60.
İngilizcenizi geliştirmek için harcayacağınız en küçük çaba. Kaynak: pangea.global


Final English: Ne Yapalım?


Toparlarsak, yetişkinlerin İngilizce öğrenmesiyle çocukların İngilizce öğrenmesi birbirinden biraz farklı. Yetişkinler ilgilenmedikleri bir içerikle vakit geçirmek istemiyor. Çocuklar da istemez elbette; ama onlara ödev verildiğinde yapmama şansları olmuyor. İşte fark burada. Bu noktada içeriğin yetişkin öğrencinin ilgi alanına girmesi, o içeriğin ne kadar öğretici olduğundan da öğrencinin seviyesine ne kadar uyduğundan da daha önemli.


GTA VI çıktığında (19 Kasım 2026) gelmiş geçmiş en büyük eğlence aracı olacak. (Oyun demiyorum, dikkat: bunun içine aklına gelen bütün eğlence araçlarını koyabilirsin.) Nasıl istiyorsan öyle tüket. Ama İngilizceni geliştirmek istiyorsan, şu lanet oyunu İngilizce oyna.



Ücretsiz
Deneme Seansı
Yer Ayırt

 
 
 

Yorumlar


  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • LinkedIn Sosyal Simge

LUSE English ile konuşarak İngilizce öğrenin. Daha fazla bilgi için iletişime geçebilirsiniz.

  • Instagram Sosyal Simge
  • Facebook
  • LinkedIn

LUSE English bültenine abone olun ve en son güncellemeler, promosyonlar ve özel teklifler hakkında ilk siz bilgi sahibi olun. 

Aramıza Hoşgeldin!

iyzico
LUSE English

© 2026 Gökhan Çetinyürür, LUSE English Türkiye. Tüm hakları saklıdır.

bottom of page