top of page

Neden İngilizce Konuşamıyorum: İki Öğrenci - Farklı Sonuçlar

  • Yazarın fotoğrafı: Gökhan Çetinyürür
    Gökhan Çetinyürür
  • 1 Nis
  • 4 dakikada okunur

Hemen hemen aynı şartlarda nasıl biri hedeflerine ulaşırken, diğeri başarısız oluyor?


İki ahşap manken beyaz arka planda duruyor. Sol manken eğik, sağ manken kolları havada neşeli bir duruş sergiliyor.
İngilizcede başarı ve başarısızlık neye bağlı?


Yıllardır İngilizce çalışıyorsun. Kurslara gidiyorsun. Instagram'daki her "İngilizce Öğretmeni"ni takip ediyorsun (özellikle 30 günde İngilizce öğrettiğini iddia edenleri). Ama yine de, bütün bu adımları atmana rağmen, yerinde sayıyorsun.


Peki, hedeflerine ulaşanlar bunu nasıl gerçekleştiriyor? Senden daha mı yetenekliler? Daha mı zekiler? Çalışmalarına daha mı fazla zaman ayırıyorlar? Tam olarak neyi farklı yapıyorlar?


Can sıkıcı kısım aslında şu: Bu insanlar senden daha zeki ya da yetenekli olsaydı, bunu kabullenip konuyu kapatırdık. Değiştiremeyeceğimiz durumları kabullenmek her zaman daha kolaydır. Sorun şu ki, bu doğru değil. Bu insanlar senden daha zeki ya da yetenekli değiller. "Dil yeteneği" diye bir şey zaten yok.


Asıl neden; senin kurduğun sistemin.



Öğrenci A: Pasif Öğrenen


Bu öğrencinin aslında belli bir niyeti ve hedefi var: İş hayatında rahatça İngilizce konuşmak, seyahat ederken daha özgür olmak ya da sevdiği dizi ve filmleri orijinal dilinde anlamak. Ancak Pasif Öğrenen bir öğrencide, bu hedefler ile eylemler arasında bariz bir tutarsızlık oluyor.



  • Öğrenci A motivasyon bekliyor.


    Öğrenci A kendine sık sık şunu söylüyor: "İngilizcem biraz ilerlesin, konuşmaya öyle başlayacağım." Bu öğrencinin hazır olacağı zaman hiç gelmez. Motive olmayı bir neden olarak görür; oysa motivasyon bir sonuçtur. Beklemek seni motive etmez; harekete geçersin, elde ettiğin sonuç seni motive eder ve bu sayede kendini daha da geliştirirsin. Dil öğrenme süreci tam olarak budur.



Kütüphanede kırmızı tişörtlü bir adam kitap okuyor, yanındaki kişi sayfayı işaret ediyor. Arka planda kitap rafları.
Sürekli dışarıdan bir müdahale beklemek ilerlemenin en büyük düşmanı.


  • Öğrenci A derse katılıyor, ama aktif rol almıyor.


    Derslerimde gözlemlediğim bir durum var: Seviyeden bağımsız olarak bazı öğrenciler, konuyla ilgili ellerinden geldiğince detaylı yanıtlar verip not tutuyor ve soru soruyor. Bazıları ise sadece sorduğum sorulara kısa yanıtlar verip not tutmadan pasif bir tutum sergiliyor. Daha düşük seviyedeki bir öğrenci, seviyesi daha yüksek birine göre çok daha aktif olabiliyor. Bu iki öğrenci arasındaki fark, gelişim sürecinin temelini oluşturur. Pasif roldeki öğrenci muhtemelen işlediğimiz konulara bir daha dönmeyecek. Yeni öğrenilen bilgilerin %80’inin 48 saat içinde unutulduğunu düşünürsek, gelişim farkı daha iyi anlaşılabilir. (Hatta pasif öğrencilerim büyük ihtimalle bu yazıyı da okumayacaklar :) ).



  • Öğrenci A gramere fazla ağırlık veriyor.


    Dil edinimi alanında birçok teori olsa da, iletişime dayalı yöntemlerin sadece gramere odaklanmaktan çok daha yararlı olduğunu biliyoruz. Okullardaki gramer odaklı eğitim nedeniyle bu bakış açısını değiştirmek zaman alıyor. Öğrenci A, gramere gereğinden fazla odaklandığı için dilin gerçek amacını kaçırıyor. Tüm dünyayı haritadan ezbere biliyor ama hiç seyahat etmiyor.



LUSE English seanslarında konuşma ağırlıklı bir eğitimle İngilizceni geliştir:

Ekspres Özel Seans
20 dk.
Yer Ayırt
Özel Seans
30 dk.
Yer Ayırt
Premium Özel Seans
30 dk.
Yer Ayırt

Avantajlı Seans Paketleri için luseenglish.com'u ziyaret et.



  • Öğrenci A hata yapmaktan korkuyor.


    Hepimizin en büyük sorunu: "Ya yanlış bir şey söylersem?" Herhangi bir yabancı dilde hata yapmak, hiç konuşmamaktan her zaman daha iyidir. Susarak iletişim kuramazsınız ama hatalı konuşarak derdinizi anlatabilirsiniz. Bu bakış açısını benimsemeyen Öğrenci A, ne kadar çalışırsa çalışsın maalesef yerinde sayacaktır.




Öğrenci B: Aktif Öğrenen


Bu öğrencinin de —tıpkı herkes gibi— özel bir dil yeteneği yok. Onun da zamanı kısıtlı. Fakat bu öğrenci hedeflerine ulaşmakta çok daha başarılı.



  • Öğrenci B İngilizceyi bir iletişim aracı olarak görüyor.


    Bu öğrenci İngilizcenin bir ders olmadığının farkında. lerlemenin bir süreç, bu sürecin yakıtının ise istikrar olduğunu biliyor. Bu nedenle İngilizceyi hayatının bir parçası haline getiriyor. Motive olmayı beklemeden, sistemli bir biçimde ilerliyor.



Kulaklık takan bir kadın, gözlüklü, dizüstü bilgisayarda çalışıyor, kitaplar masada yığılmış, kitaplık arka planda ve aydınlık bir içerik.
Aktif rol al: soru sor, katıl, fikrini paylaş.

  • Öğrenci B tekrar ediyor.


    Her derste yeni bir şey öğreniyoruz. Gözden geçirmediği bilgiyi kısa sürede unutacağının farkında olan Öğrenci B, derslerden sonra mutlaka tekrar yapıyor. Tekrar edebilmek için ne lazım? Not almak. Not alırken şu yöntemi izleyebilirsin: Önce notlarına bakmadan neler hatırladığını hatırla ve yaz. Sonra notlarına bakarak eksiklerini gider. Bu yöntem, hafızana "bu bilgiye ihtiyacım var" mesajı gönderir.



  • Öğrenci B öğrendiklerini uygulamaya çalışıyor.


    Teorik bilgi kullanılmadıkça kıymetli değildir. Öğrenci B, pratik derslerine bu bilinçle geliyor ve kendini ifade ederken yeni öğrendiği kalıpları kullanmaya çalışıyor.


    LUSE English'te derslerde sadece İngilizce konuştuğumuz için öğrendiklerini uygulayacak birçok fırsatın oluyor. Nasıl olduğunu görmek için ücretsiz bir deneme dersi alabilirsin:

Ücretsiz
Deneme Seansı
15 dk.
Yer Ayırt


  • Öğrenci B hatalarını bir gelişim fırsatı olarak görüyor.


    Öğrenci B için hatalar bir engel değil, gelişim yönünü gösteren bir pusuladır. Ben bir eğitmen olarak, ana dili İngilizce olanlar ise konuşmacı olarak hata yapabiliyorsa; bir öğrencinin hata yapması neden anormal olsun.


    Tavsiye: Gün içinde aklına gelen bir konuda konuşurken sesini kaydet. Günün başka bir saatinde bu kaydı dinle. Hatalarını "üçüncü bir şahıs" gözüyle duyduğun için bunları düzeltmen çok daha etkili olacaktır.



Sistem Farkı


Eğitime aynı noktada başlayan Öğrenci A ve B’nin 6 ay sonundaki seviyeleri aynı olur mu? Elbette hayır. Sürdürülebilir bir sisteme bağlı kaldığın sürece —konular zorlaşsa bile— işin aslında kolaylaşacak. Çalışmaların otomatikleşeceği için çaba harcadığının farkına bile varmayacaksın. Meşhur "eğlenceli İngilizce" kavramı, aslında sistemli bir çalışmanın sonucunda gelen bir ödüldür.



Bugünden Başlayabileceğin 3 Küçük Adım


Hemen devasa kararlar vermene gerek yok. Küçük başla:


  1. Not al ve gözden geçir: Notlarına bakmadan hatırlamaya çalışarak her dersten sonra tekrar yap.

  2. "Collocation" (Kalıp) öğren: Kelimeleri tek tek değil, birlikte kullanıldıkları gruplar halinde öğren. Bu, konuşmanı daha doğal hale getirir.

  3. İngilizce konuşulan ortamlarda bulun: Eğer ortamın yoksa, kullandığın bir servisin İngilizce müşteri hizmetlerini ara ve soru sor. Bu seni rahatsız hissettirebilir ama buna alışırsan hiçbir ortamdan çekinmezsin. Düzenli pratik için luseenglish.com'a göz atabilirsin.



Sonuç Olarak, Neden İngilizce Konuşamıyorum?


"Neden İngilizce konuşamıyorum?" sorusunun cevabı yetenekle ilgili değil. İngilizcede gelişim bir yetenek işi değil. Nerede doğduğunla ya da kaç yaşında olduğunla ilgili de değil. Bu bir sistem işi. Sürdürülebilir ve bilinçli bir eyleme geçme işi. Öğrenci A ve B aynı yerde başladılar, fakat artık aynı noktada değiller.


Sen hangisi olacaksın?

 
 
 

Yorumlar


  • Instagram
  • Facebook Sosyal Simge
  • LinkedIn Sosyal Simge
bottom of page